Yukarı
Image Alt

Pandemi Döneminin Psikolojik Sonuçları ve Etkili Başa Çıkma Yöntemleri

Covid-19 salgın hastalığı

Aralık 2019’da Çin Wuhan kentinde başlayan Coronavirüs isimli virüsün oluşturduğu, Covid-19 salgın hastalığı nedeni ile bütün dünyada pandemi ilanı edildi.

İlk vakanın 10 Mart’ta tespit edildiği ülkemizde ise vaka sayısı 494.354’i aşmıştır. COVID-19’a bağlı olarak gerçekleşen ölüm sayısı ise 13.558’tır (T.C. Sağlık Bakanlığı, 2020)
.

Bununla birlikte, virüsün yayılmasını kontrol altına almak ve sağlık sistemi üzerinde bir yük oluşturmasını önlemek için bir kez daha bireylerin fiziksel, psikolojik ve sosyal hayatını etkileyen pek çok tedbir (sosyal izolasyon, kişisel hijyen önlemi, yüz yüze eğitim ve öğretim etkinliklerine ara verilmesi, 20 yaş altı ve 65 yaş üstü kişilerin sokağa çıkmasının yasaklanması/sınırlandırılması vb.) alınmıştır.

Hükümet ve sağlık kuruluşları tarafından alınan zorunlu izolasyon, karantina ve geçici kapatma gibi önlemler her ne kadar salgını önleme ve sağlık sistemleri üzerindeki etkisini azaltma için gerekli olsalar da salgına bağlı ortaya çıkan bu korkuyu ve kaygıyı da beslemektedir.

Ayrıca, bu önlemlerin de birtakım olumsuz psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçları olacağı bilinmektedir. Özellikle tedavi süreci, etkili aşı ve virüsün bulaşma yolları ile ilgili tartışmaların net bir sonuca bağlanamaması nedeniyle de bu salgının insanlarda korku, çaresizlik ve kaygıya neden olduğu ve bu duyguların da insanların davranışlarını olumsuz yönde etkilediği belirtilmiştir.

Pandemi Dönemi

Ölümcül hastalık riski taşıyan COVID-19 Salgını sonrası akut stres tepkisi olarak tanımlanan birtakım psikolojik belirtilerin görülmesi ‘olağanüstü duruma gösterilen olağan tepkiler’ olarak değerlendirilmektedir. Herkeste benzer şekilde ve şiddette yaşanmayan, kişinin içinde bulunduğu duruma göre değişen duygusal, bilişsel, davranışsal, fiziksel ve sosyal tepkiler olarak sınıflandırılan bu belirtiler şu şekildedir;

Pandemi Dönemi Tepkileri

Duygusal Tepkiler

  • Şok, öfke, çaresizlik, hissizlik, donukluk
  • Virüs bulaşacağı endişesi ve buna bağlı aşırı korku hali aşırı evham
  • Suçluluk ve utanç duyguları
  • Asabiyet ve tahammülsüzlük
  • Ümitsizlik, karamsarlık, geleceğinin olmayacağı duygusu, gerçeklik hissini kaybetme, değersizlik duygusu

Bilişsel Tepkiler

  • İstenmeyen ve önlenemeyen düşünceler (ör., kendisine veya sevdiklerine virüs bulaşacağı, hasta olacağı veya öleceği düşüncesi gibi).
  • Dikkati toplamada güçlük, konsantrasyon bozukluğu
  • Suçluluk ve utanç duyguları
  • Karar verme konusunda zorlanma
  • Bellekle ilgili sorunlar ve/ya unutkanlık
  • Yanlış inançların geliştirilmesi (örn., ‘Hepsi benim suçumdu’ gibi), düşüncelerde karışıklık/düzensizlik, yaşadıklarını çarpıtma/değiştirme
  • Kendine saygı duymama, kendine olan inancını kaybetme
  • kendini suçlama (ör., başkalarına virüs bulaştıracağım düşüncesi, gibi)

Davranışsal Tepkiler

  • COVID-19 Salgını’nı hatırlatan uyaranlardan kaçma/kaçınma
  • Yerinde duramama, huzursuzluk, tahammülsüzlük, ani irkilmeler
  • Gereğinden fazla önlem davranışı sergilemek
  • Aile, okul, iş konularında sorumluluklarını yerine getirememe
  • Gündelik sorumlulukları yerine getirmede zorluk

Sosyal Tepkiler

  • Yabancılaşma,
    sosyal geri çekilme
  • Aile üyeleriyle çatışma
  • Evlilik ilişkisinde yeni sorunların olması veya kronik sorunların daha da büyümesi
  • Aile, okul, iş konularında sorumluluklarını yerine getirememe
  • İş yaşamında kişiler arası ilişkilerde çatışmalar, güvensizlik, şüphecilik, yargılayıcı ve suçlayıcı olma.

Fiziksel Tepkiler

  • Yorgunluk/bitkinlik, enerjisiz hissetme
  • İlgi düzeyinde azalma, uykusuzluk, uyku düzeninde bozulma
  • Aşırı uyuma, uyuyamama veya uykuyu sürdürememe, tedirginlik, yaygın ağrılar, baş ağrısı, iştahsızlık, bazen de aşırı yeme isteği
  • Bağışıklık sisteminde bozulmalar, mide ve bağırsaklarda sorunlar, gerginlik, çarpıntı, bulantı, baş dönmesi ve göğüs ağrıları

Bedensel Tepkiler

  • Baş ağrısı, sinirlilik hali
  • Güçsüzlük – bitkinlik
  • Görme bozukluğu
  • Anksiyete
  • Terleme – titreme
  • Baş dönmesi – hızlı kalp atışı
  • Açlık

Küresel Afet Olayı Olarak Tanımlanan COVID-19 Salgını Çeşitli Biçimlerde Kayıp Duygusunun Yaşanmasına Neden Olmaktadır. Bu Süreçte İnsanlar,

  • Fiziksel güvenlik duygusunu
  • Gündelik rutinini
  • Taahhüt edileni
  • İnancını
  • Mesleğini
  • Gelecek algısını
  • Geçmişe bakıp geleceği tahmin etme yetisini
  • Yaşam üzerindeki kontrolünü
  • Sevdiklerini, yakınlarını
  • Diğerlerine güvenini
  • Umudunu
  • Kişisel gücünü
  • İşini, ekonomik gücünü
  • arkadaşlarını kaybedebilmektedir.

Son Durum

  • Ülkemizde, salgının yayılmasını önlemek amacıyla eğitim ve öğretim kurumlarının uzaktan eğitime geçmesi; özel eğitim kurumlarının hizmetlerine ara verilmesi; belli saatler arası sokağa çıkma yasağı gibi çeşitli önlemler alınmıştır.
  • Günlük hayat düzeninde yaşanan bu değişiklikler çocukların ve ebeveynlerin bu sürece uyum sağlamalarını zorlaştırabilmektedir. Özellikle ikinci defa okulların kapanması ve çocukların dışarı çıkmalarının kısıtlanması ile birlikte çocukların bazı gelişimsel becerileri için destekleyici olabilecek etkinliklere katılımları ciddi düzeyde azalmıştır.
  • Bu etkinliklerin azalması ruhsal zorlukların oluşumuna zemin hazırlayabileceği gibi, ebeveynlerinde bu süreçle baş ederken zorlanmasına yol açabilir.
  • Ebeveynlerde gözlemlenen, “çocuğumun okulu kapalı ve onunla ilgilenebilmek için yardıma ihtiyacım var”, “çocuğum evde çok sıkılıyor, ne yapacağımı bilemiyorum”, “çocuğum Koronavirüs sürecinden dolayı endişeli nasıl yaklaşmam gerektiğine karar veremiyorum” gibi kaygıların doğal ve gerçekçi olduğu unutulmamalıdır. Bu tür sorunların birçok ebeveyn tarafından deneyimlenen ortak sorunlar olduğu bilinmelidir.

Neler Yapabiliriz

  • Ebeveynlerin kendi çocuklarının yaşına özgü zihinsel, motor, ruhsal ve sosyal becerilere yönelik farkındalıkları, var olan durumları doğru yorumlamalarında ve buna uygun hareket etmelerinde onlara yardımcı olacaktır.
  • Bu nedenle, farklı yaş gruplarının sahip olduğu özellikler ve salgın nedeniyle karşılaşılabilecek olası sorunlar ve çözüm önerileri aşağıda sunulmuştur.

Okul Çağı (6-10 Yaş)

  • Okul çağı çocukları belirli bir rutin içerisinde yaşamlarını sürdürürken, salgın nedeniyle var olan düzenlerinde değişiklikler meydana gelmiştir. Bu dönemdeki çocukların gelişimsel becerilerinin desteklenmesinde ve yeni şeyler öğrenip deneyimlemelerinde okul ortamı ve öğretmen rehberliği oldukça önemlidir.
  • Çocukların bu süreçte arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle yüz yüze görüşememeleri, dışarı çıkamamaları, eğitime uzaktan devam etmeleri gibi nedenler mutsuzluk verici ve kaygı uyandırıcı olabilir. Dolayısıyla öğretmenleri ve arkadaşları ile sesli veya görüntülü iletişim kurmaları onların motivasyonlarını olumlu etkileyebilir. Ebeveynlerin bu süreçte diğerleri ile kurulacak temasa zemin hazırlayıcı destekleri sağlaması önemli olacaktır.
  • Ebeveynler çocukların bu çabalarına olumsuz tepki verirse çocukta geri çekilme ve yetersizlik duyguları gelişebilir.
  • Ayrıca ev ortamının yeniden düzenlenmesi ve yeni bir rutin oluşturmak sürece uyum sağlamak için önemli olacaktır. Daha önce olduğu gibi uyku-yemek saatleri, okul saati (derslerin takibi ve ev ödevleri), giyinme ve hazırlanma, temel öz bakım ve kitap okuma/oyun/etkinlik gibi serbest zaman etkinlikleri için bir zaman tablosu kullanmak hem çocukların hem de ebeveynlerin kaygısını azaltabilir.
  • Zaman tablosu hazırlarken çocuğun ihtiyaçlarının ve ebeveynlerin beklentilerinin dengeli olması önemli olabilir.
  • Özellikle bu zaman tablosu hazırlarken çocukların da görüşünü almak, onları sürece katmak, onların kendilerini ifade etmelerini sağlamak sağlıklı bir etkileşim kurmak için değerli olacaktır.
  • Son olarak, bu dönemdeki çocuklar televizyon ve internet aracılığı ile daha fazla ve karmaşık salgın, virüs ile ilgili bilgilere ulaşabilirler. Bilgileri güvenilir kaynaklardan (Dünya Sağlık Örgütü, Sağlık Bakanlığı, UNICEF gibi) almalarını sağlamak ve bu konuda onlara rehberlik etmek hem çocukların süreci anlamasını ve takip etmesini hem de gelişimsel dönemlerine uygun olmayan yayınlardan uzak durmalarını sağlayacaktır.

Ergenlik Dönemi(11-18 Yaş)

  • Ergenlik dönemi bireyin farklı rolleri deneyimlemek, kendi kimliğini bulmak istediği bir gelişim dönemidir. Bu dönemde daha fazla özerklik arayışı içine giren ergen ve ebeveyn ilişkisi yeniden yapılanmakta; ergenin bireyselleşme ve özerklik çabası ailesi ile çatışma yaşamasına neden olabilmektedir.
  • Ergen birey bu dönemde yeterli zihinsel olgunluğa erişmediği ve duygusal olarak farklı süreçler deneyimlediği için risk içeren davranışlarda bulunmak isteyebilir.
  • Anne babasının dikkatli olunması gereken konular olarak gördüğü sağlık ve güvenlik konularını, kişisel alanı olarak görerek sert tepkiler verebilir ve tartışmalar yaşanabilir.
  • On-on sekiz yaş arası ergenlerle yapılan araştırmalar, ergenin özerklik arayışı içinde olmakla birlikte ailesi ile bağlılığını sürdürmek istediğini; özellikle güvenlik ve sağlık konularında ebeveyn otoritesini kabul etme eğilimini göstermektedir.
  • Bu nedenle ebeveynler bu kabulün farkında olarak, çocukları ile riskli durumlara karşı alacakları önlemleri konuşmalı; kurallar konusunda açık ve net olmalı; belirlenen sınırları nedenleri ile birlikte açıklayarak destek olmalıdır.
  • Ayrıca salgınla ilgili güvenilir kaynaklarını ergenlerle paylaşarak onlara bu konuda rehberlik edebilirler.
  • Tüm bu süreçler aynı zamanda ebeveynin sağlayacağı güven ortamında, kabul edici ve sıcak ilişki temelinde olmalıdır. Aynı zamanda bu dönemde ergen, ebeveyni ile daha az vakit geçirmekte, bu zamanı arkadaşlarına ve yakın ilişkilerine ayırmak istemektedir.
  • Covid-19 Salgını nedeniyle, günlük aktivite ve eğlence rutinleri farklılaşmıştır. “Sosyal mesafe” kuralı ile fiziksel mesafeyi korumak zorunda olan ergenlerin akran ilişkileri bu durumdan etkilenmiştir.
  • Bu nedenle bu süreçte ebeveynlerin ergenlerin sosyal medyada arkadaşlarıyla daha fazla iletişim kurmasına destek olması önemlidir. Yine bu dönemde ebeveynlerin çocuklarının farklı uğraşılar/hobiler edinmesine yardımcı olması kimlik arayışı içinde olan ergenler için yararlı olacaktır. Spor, müzik, kitap, sinema vb. konularda çocuğuna fırsat tanıması ve destek olması önemlidir.
  • Ayrıca bu dönemde alınacak önlemler ile ilgili ailece yapılacak planlamalar, kurallar konusunda konuşulması; aile üyelerinin birbirlerini desteklemesi yararlı olacaktır.

Covid-19 Sürecinde Ruh Sağlığını Koruma ve Stres Yönetimi İçin Öneriler

  • Bu süreçte olağan yaşama kıyasla daha fazla endişe duymak oldukça doğaldır. Endişe, yaşamda kalmak için gerekli ruhsal yakıtı sağlamaktadır; belirli bir ölçüde olması kişileri önlem almaları konusunda motive etmektedir. Kaygı ve korkunun belirsizlik, tehdit ve olağanüstü yaşam olayları karşısında ortaya çıkan olağan tepkiler olduğunu unutmayınız.
  • COVID-19 Salgını sürecinde kaygının tamamen yok edilmesi gerçekçi bir beklenti olmayacaktır, bunu aklınızdan uzaklaştırınız.
  • Sağlık otoriteleri/yetkilileri tarafından önerilen önlemleri eksiksiz uygulayınız; onlar tarafından önerilmemiş yol ve yöntemlerden uzak durunuz.
  • Günlük rutine olabildiğince devam edilmesi önemlidir. Evde kalan, evden çalışan/öğrenimine devam eden bireylerin de günlük bir rutin oluşturarak ona bağlı kalması ruh sağlığı açısından koruyucu rol oynamaktadır. Uyku, uyanma, beslenme ve çalışma düzeninin belirlenmesi uyum sürecini kolaylaştıracaktır.
  • Kendinize ve varsa çocuklarınıza günlük bir rutin belirleyiniz.
  • COVID-19 sürecinde uyku düzeninde yaşanan değişiklikler kimi zaman uykusuz kalmak veya yataktan çıkmamak ve günü uykuda geçirmek gibi birtakım davranışların ortaya çıkmasına neden olabilir. Uyku düzeninin bozulmaması amacıyla her gün aynı saatte uyumaya ve uyanmaya özen gösteriniz.
  • Geceleri uyumadan önce televizyon izleme süresini kısıtlayınız; bilgisayar, akıllı telefon ve tablet gibi araçları ihtiyaç halinde kullanınız.
  • Teknolojik araçların kullanımında arzu/istek (belirsizliği ortadan kaldırma, kesin bilgiye ulaşma) ile ihtiyaç (güvenilir bilgiye ulaşma) arasında fark olduğu bilinmelidir. Zira, arzu etmenin bir sonu yoktur; bu motivasyonla hareket edildiğinde internette saatlerce vakit harcanmaktadır. Bu durumun hem bedensel hem de psikolojik olumsuz sonuçları olacaktır. Arzu ettiğinizi değil ihtiyacınız olanı yapınız.
  • Düzenli ve sağlıklı besleniniz. Fiziksel stresi yükünü artıracak yiyecek (şeker, yağ ve karbonhidrat açısından zengin yiyecekler) ve içeceklerden (alkol ve kafein gibi) uzak durunuz ya da tükettiğiniz miktarı azaltınız.
  • Az ve öz bilgi ile yetinmeye çalışınız. Ulaştığınız bilgiyi mutlaka teyit ediniz.
  • COVID-19 sürecinde sosyal bağların sürdürülmesi ve çevre ile bağlantıda kalmak oldukça önemlidir. İçinden geçtiğimiz günlerde uyduğumuz mesafe kuralları fiziksel olarak diğer insanlardan uzak kalmayı gerektirse de, ailemiz, arkadaşlarımız ve sevdiklerimizden sosyal olarak uzak kalmayı içermemektedir.
  • Bu süreçte telefonla arama, görüntülü konuşma, mesajlaşma gibi seçenekler ile yakınlarınız ile iletişimi sürdürmenin, paylaşımda bulunmanın koruyucu etkisi bulunmaktadır.
  • Sosyal desteğin güçlü olmasının, kişinin duygu ve düşüncelerini paylaşabileceği kişilerin bulunması stresle baş etmeyi kolaylaştırmaktadır. Uzun süredir konuşmadığınız dostlarınızı, akrabalarınızı, eski komşularınızı arayınız.
  • Bu tür temaslar hem size hem de onlara iyi gelecektir.
  • Bu süreçte yaşadığınız duyguları konuşabileceğiniz bir sırdaşınız olmalı, yoksa profesyonel destek alınız.
  • COVID-19 sürecinde fiziksel etkinlik yapmak, bedensel olarak aktif olmak stresle baş etmede etkili yollardan biri olarak değerlendirilmektedir. Mutlaka egzersiz yapınız.
  • Kaygıyla baş etmenin etkili yolları olan nefes etkinlikleri, gevşeme etkinlikleri ve duyu farkındalığına yönelik etkinlikler yapmak bu süreçte faydalı olacaktır. Bu tür etkinlik eğitimleri için internet (ör., Youtube videoları) kullanılabilirsiniz.
  • İnternet yoluyla ulaşılabilecek bazı platformlarda (coursera, udemy gibi) ilgi çekici eğitim kursları ve uygulamalar zamanı etkili kullanmada yararlı olacaktır.
  • Kendinize yepyeni bir ilgi alanı bulunuz.
  • COVID-19 sürecinde aklınızdan geçen düşünceleri fark etmek, düşünceleri bastırmak yerine aklınıza gelmesine izin vermek ve düşünceleri gerçekçi bir biçimde değerlendirmek oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra, bu zorlu süreçte olumlu veya olumsuz duygularınızı fark etmek, kabul etmek ve duygularınızı düzenlemek için nelere ihtiyaç duyduğunuzu belirlemek yararlı olacaktır. Bu süreçte yalnız olmadığınızı, tüm insanların yaklaşık olarak benzer bir süreçten geçtiğini unutmayınız.

Kaynak

Batıkent Yükseliş Koleji

Rehberlik Birimi